Piyasalar getiriliyor... Lütfen Bekleyiniz.
03 Temmuz 2017 Pazartesi, 16:55

Yetkililerin İlgi Göstermesi Gerek

Bir süreden beridir dini farkındalığın önemli yerlerinden biri haline gelen Mağusa’da çeşitli dinlere ait kutsal yerler sürekli tamir edilip düzeltilip ibadet yeri haline getirilirken Akkule Mescidi’nin atıl durumda yıllardır bekletiliyor olması bir hayli tuhaf duruyor.





Gazimağusa’da Kara Kapısından girildikten sonra sol tarafta yer alan Akkule Mescidi, mevcut olan mermer levhasına göre 1618 yılında yapılmış olan bir yapıdır. Mevcut olan bu levha üzerinde ayrıca “Camiler Allah’a vakfedilmiş olduğundan, Allah’tan başka kimseye tapmayınız.” ayeti yer almaktadır. Orijinalliğini biraz yitirip harap hale gelmiş olan yapı, eski ihtişamının hissini halen yaşatmaktadır.

Osmanlı eserlerinin en özellerinden biri olan Akkule Mescidi’nin hakettiği ilgiyi görememesi,Osmanlı’ya ait nadir ve önemli eserlerden olan Mescid’in, tahribatlığı onarılan diğer eserlere göre gölgede bırakılmasının sebebi merak konusu.

Prof. Dr Mehmet Hasgüler de,bu haftaki yazısında  Akkule Mescidi ile ilgili olarak kiliselere gösterilen ilgi ve alaka gibi Osmanlı’nın yegane eseri olan Akkule Mescidi’nin de sahiplenilip kente kazandırılması gerekliliğini kaleme aldı.

İşte Prof.Dr.Hasgüler’in o yazısı;

 

Mağusa ve Akkule Mescidi

Akkule Mescisi, Gazi olan tek kentimiz olan Mağusa’nın “esir”i veya cezalı olan Osmanlı eserlerinden biridir…Böyle yazıyor olmamın tek sebebi Akkule Mescidinin uzun yıllar boyunca 1980’li yıllardan 1990’lara kadar Posta dairesi olarak kullanılması şimdilerde de kapalı tutulmasından kaynaklanıyor. Bayram nedeniyle Mağusa’da yaşayan amcam Cemal Hasgüler’i ziyaret ederken Akkule Mescidini hatırlatıyor… Mağusa’nın Kara Kapısından girdikten sonra sol tarafta yer alan Akkule Mescidi üzerindeki mermer levhasından öğrendiğimiz kadarıyla 1618 yılında Osmanlı tarafından inşa ediliyor. Mağusa’nın bu Kara Kapısına Lefkoşa ya da Limasol Kapısı da denildiğini eklemek lazım. Mevcut levhada yazılan bilgiye göre “Camiiler Allah’a vakfedilmiş olduğundan Allah’tan başka kimseye tapmayınız” ayeti yer alıyor. Mihrap üzerinde yazılı bir tablet de bulunuyor.

“İhtişamlı” Akkule Mescidi

Onarım ve bakımlar sırasında özgün döşemesi karo mozaik olarak değiştirildiğini de söylemek lazım. Bu Mescidimizin orijinalliğini yitirmekle beraber eski ihtişamını hala koruduğunu söyleyebiliriz. Kale duvarlarının kesme taştan olan bu yapının kuzeydoğu duvarında eskilerden bir Osmanlı çeşmesinin bulunduğu önceki fotoğraflardan görülebildiğini Bener Hakkı Hakeri yazmıştı. Özgün kapısı harap olan Mescide 18. Yüzyıldan yeni bir kapı yapıldığı da biliyor. Bir süreden beridir dini farkındalığın önemli yerlerinden biri haline gelen Mağusa’da çeşitli dinlere ait kutsal yerler sürekli tamir edilip düzeltilip ibadet yeri haline getirilirken Akkule Mescidinin atıl durumda yıllardır bekletiliyor olması bir hayli tuhaf duruyor. Mağusa Surlar İçinde belki de Osmanlı’ya ait ender ve en önemli eserlerden birisi olan Akkule Mescidi’nin bu şekilde sahiplenilmemesi ilginç olduğu kadar düşündürücü olduğunu da söylemek zorundayız.

Mağusa ve Dinsel Kimlikler

Sanki Osmanlı eserlerine sahip çıkıldığında Mağusa’nın kimliğinde ve tarihi geçmişinde bir eksilme olacağı saiki hakim…Halbuki Mağusa geçmişten günümüze tüm dinsel kimliklerin ve kültürlerin bireşimi olmuş bir kentimizdir…Belki de Mağusa kentimiz bu yüzden de isminin önüne antik kelimesini alan yegane yerleşim yeridir…Buradan tekrar Akkule Mescidine döndüğümüzde uzun yıllar Halkalı Dede isminde bir şehidanın mescitte olduğuna inanılmak ve mum yakılmaktaydı…Başka bir idda ise yürümeyen veya yürümesi geciken çocuklar buraya getirilmekteydi. Evde çocuğun içinde rahatlıkla geçeceği

bir gulluri yapılmakta, annesi iki kadınla Halkkalı Dede’ye getirilen ve ayakta durdurulan çocuğun başından bu gulluri yere düşünceye kadar iki kadın çocuğu almakta ve geliş yolunda başka bir eve götürülmekteydi. Bu etkinlikten sonra da çocuğun yürüyeceğine inanılmaktaydı. Bu anekdotu da yine Bener Hakkı Hakeri’nin yazdıklarından öğreniyoruz…

Antik Mağusa’da Kiliseler ve Akkule Mescidi

Bugün yazımızı Akkule Mescidine ayırırken Mağusa’ya derinlik kazandıran bu kutsal ve dini yerin kısa sürede kentimize kazandırılması için yetkililere çağrı yapmak istiyoruz. Mağusa’da çeşitli rivayetlere göre sayıları 100’den 300’lere kadar ifade edilen kiliseler olduğunu okuyoruz. Sayılarda abartı olsa bile nerden baksanız Mağusa surlar içinde dinler ve kutsal yerler bakımından zengin bir tarih olduğu kesindir. Lakin kiliselere gösterilen ilgiden ve yapılan ayinlerden asla rahatsızlık duymadım…Bilakis bu ayinlere sahiplenilmesinin ve ilgi gösterilmesinin yumuşak güç açısından önemli olduğunu defalardır ifade ediyoruz. Akkule Mescidine bir an önce yetkililerin ilgi göstermesi ve ibadet yerinin kimliğini koruyarak halkın ibadetine Osmanlı’nın yegane eseri olarak açılmasını bekliyoruz…

Copyright © 2013 Xturk MultiMedya Tema. Powered by Wordpress.
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz